DOLAR: 5.76 TL
EURO: 6.40 TL

Orgazm ve Orgazm Sorunları

Resim bulunamadı
Orgazm ve Orgazm Sorunları

Cinsel zevkin doruğundaki duyguya orgazm denir. Orgazm, cinselliğin güncelleşmesinden beri belki de en çok konuşulan ve yazılan konulardan biridir. Orgazmın fizyolojisi aşağı yukarı son kırk yılda yapılan araştırmalarla artık bugün oldukça iyi bilinen bir gerçektir. Fakat orgazmın kişiler tarafından duygusal olarak nasıl algılandığının tanımını yapmak çok güçtür. Kadında ve erkekte orgazmın yaşanması, hissedilmesi durumdan duruma değişiklik gösterir. Kadın ve erkek bazen olağanüstü diye niteleyeceği bir orgazm yaşayabilir.

İnsan ne yaparsa yapsın, ne kadar doyumlu bir orgazm yaşayacağını hiçbir zaman önceden kestiremez. İyi bir orgazm için çiftin arasında yakınlık olması ve cinselliklerini yaşamaya önem vermeleri gerekir.

Orgazmla ilgili en önemli bilgi, orgazmın öğrenilebilir olduğudur. Orgazm bir reflekstir ve özellikle kadınlar bu refleksi yaşamayı öğrenebilirler. Daha doğru bir deyimle, bu istemli bir reflekstir. Tıpkı idrar yapma ve dışkılama gibi öğrenilebilen bir reflekstir.

Orgazmın verdiği heyecan ve zevkin tanımını yapmak olanaksızdır. Orgazmı anlayabilmek için bu konudaki son gelişmelere göz atmakta fayda vardır. Psikanalist Freud, asrımızın başında klitoris orgazmının çocukça olduğunu, gerçek bir kadının vajinal orgazma ulaşması gerektiğini ileri sürmüştür. Altmışlı yıllarda orgazm, modern tıbbi seksoloji açısından Masters ve Johnson ikilisinin üreme biyolojisi araştırma laboratuvarında yaptıkları araştırmalar sonucu daha detaylı bir şekilde ortaya konmuştur. Daha sonraları Hite tarafından yapılan anketler bu konuda istatistiksel bilgiler vermiştir. Cinselliği, orgazmı elektrik açılıp, kapanması gibi sadece fiziksel bir olay olarak anlamamak gerekir. Jenital organlar, sinir uçlarıyla uyarılma noktaları açısından çok zengindir. Fakat her kadın her cinsel birleşmede orgazma ulaşamayabilir. Burada çift arasında genelde veya o birleşme sırasındaki dengenin ve iletişimin önemi büyüktür. Yoksa sadece jenital organların bir şeyler yapması, bir yerlere dokunması yetmez. Eşler, bütün bedensel ve cinsel benliklerini sonuna kadar, karşılıklı verip alabilmelidirler.

Orgazmın Sınıflandırılması
Vajinal veya klitorial orgazm vardır demek ya da şu doğru bu değil şeklinde görüşlerde bulunmak yanlıştır.

1. Orgazm türleri arasında, uyarılan organ, orgazmın oluşumu ve vücudun tümü arasında nörolojik sinir sisteminin cevap veriş şekli çok önemlidir. Örneğin; memelerin uyarılması, fakat orgazmı kadının alt jenital bölgede hissetmesi gibi.
2. Hem erkeğin hem kadının orgazmı, vücudun değişik bölgelerinde daha belirgin bir şekilde duyabileceğini görmezlikten gelemeyiz. Örneğin, erkeğin penis veya prostatta orgazmı duyması gibi. Veya kadının klitoris veya vajina derinliğinde ya da anüste hissetmesi gibi.
3. İnsanın orgazmı oldukça karmaşık bir olaydır. Sinir yollarıyla uyarımın ulaşması dışında, beynin ve o günkü ve o andaki psikolojik faktörlerin önemi tartışılmaz.

Poroy SınıflandırılmasıCinsellikte, cinsel kimlik ve kişinin cinselliğe bakışı önemlidir. Yoksa sadece araştırmacıların bir takım araştırmalara, istatistiklere, anketlere göre vardıkları yargılar değil. Modern tıbbi seksoloji açısından vajinal – klitoris orgazmı var veya yok demek ya da vücudun bölgelerine göre orgazmı sınıflandırmak kanımca yanlış olur. Önemli olan insanın orgazmı yaşayışıdır. Bu duyguyu algılayış şekline göre sınıflandırma yapmak daha doğru ve gerçekçi olur. Buna göre;

Tek Tip OrgazmHep aynı organın veya bölgenin uyarılması sonucu orgazma ulaşanlar. Örneğin sadece penis, klitoris uyarılmasıyla orgazma ulaşabilenler.

Değişken Tip Orgazm
Burada kişi değişik organların uyarılmasıyla orgazma ulaşır. Örneğin, bir seferinde klitoris, bir seferinde döl yolu uyarımıyla orgazma ulaşma söz konusudur. Fakat değişik organların uyarılması sonucu oluşan orgazmı kişi hep aynı düzeyde yaşar.

Çok Değişken Tip Orgazm
Burada değişik organların uyarılması kişi hem değişik bölgelerinde hem de değişik düzeyde yaşayabilir. Değişik bölgelerin uyarılmasını değişik şiddette algılayabilir. Örneğin; göğüs uyarılması veya G- noktası uyarılması sonucu orgazmlarını değişik tipte ve değişik düzeyde algılayabilir.

Orgazmın daha kolay anlaşılabilmesi için kadın ve erkek arasında bazı farklılıklar olduğundan, kadının ve erkeğin orgazmını ayrı ayrı incelemek daha uygun olacaktır.

Erkeğin Orgazmı
Meninin erkeğin cinsel organından fışkırmasına, yani bu fiziksel olaya boşalma denir. Orgazm ise erkeğin bu boşalma sırasında hissettiğine denir. Genelde her ikisi de aynı anda olur. Yani erkek, peniste bir dizi kas kasılmasıyla meni fışkırırken (ejakülasyon), aynı zamanda cinsel uyarımın oluşturduğu, cinsel zevkin doruklaştığı orgazm duygusunu yaşar. Genellikle bu fiziksel ve duygusal olay aynı anda olur. Çok eskiden beri yaygın görüşe göre, erkek boşalırken orgazm olur veya orgazma ulaşınca boşalır. Yeni görüşlere göre, boşalma ve erkeğin orgazmını iki ayrı olgu olarak inceleme daha gerçekçi olur. Çünkü erkeğin masturbasyonda veya cinsel birleşmede bazen meniyi fışkırtıp boşaltığı halde, duygusal olarak orgazmı yaşamadığını, bazen boşalmadan da orgazmlar yaşayabildiği ileri sürülür.

Erkekde cinsel uyarımın belirtisi çok açıktır. Penis sertleşir ve dikilir. Cinsel uyarılma başlar başlamaz penise giden kan miktarı artar. Penisin üç ayrı bölgesinde bulunan süngerimsi doku kanla dolar. Bu bölgeye kan akımının hücumu fiziksel olarak penisin sertleşip, dikilmesine yol açar. Bu sertleşme sırasında bazı damarların kasılması sonucu penise gelip toplanmış kanın tekrar vücuda dönmesine engel olur. Ancak meninin boşalmasından sonra penisin yavaş yavaş sertliği kaybolur ve eski yumuşak haline döner.

Kadının Orgazmı
Evlilik yaşamında kadının orgazmı değil, orgazm olamaması büyük bir sorun oluşturur. Kadınların birçoğunda rastladığımız cinsel sorunların arasında, masturbasyon ve orgazmdan, cinsel birleşme sırasında orgazma ulaşmayı öğrenmeye geçişte büyük güçlük çekmeleri geliyor.

Kadının orgazmını ve geçen olayları daha iyi anlayabilmek için orgazmı dört aşamada incelemek uygun olur. Bunlar sırasıyla uyarım, gerilim, doyum ve gevşeme.
Bu olaylar sırasında üç önemli fizyolojik durum görülür. Jenital organlarda kan toplanması, kaygan sıvı salgılanması ve adale kasılmaları.

1. Uyarım: Uyarım beyne gider. Beyinden kalkan ve omurilikten çıkan uyarı sonucu iç ve dış dudaklar ve bızıra kan gelir ve bu kısımların şişip, renk değiştirmesine neden olur. Dış dudaklar yanlara doğru çekilerek, döl yoluna girişi kolaylaştırır. Bu organlar dokunmaya, cinsel uyarıma artık çok duyarlı hale gelmiştir. Memelerin uçları sertleşir ve memeler tümüyle büyürler. Dölyolu duvarlarından, kayganlaştırıcı bir sıvı salgılanır. Solunum hızlanmış, nabız sayısı yükselmiştir. Uyarımın arttığı bir sırada dölyatağı dikilir ve çadır fenomeni dediğimiz dölyolunun üst kısmının genişlemesi görülür. Ayrıca “sex flash” denilen derinin kırmızılaşması göze çarpar.

2. Gerilim: Cinsel doyumdan başka bir şeyle artık kişinin pek ilgilenmediği, cinsel hazza ulaşmak için uğraşılan bir devredir gerilim. Çeşitli aşk oyunlarıyla fiziksel ve duygusal bütünleşmeye yönelinir. Dölyolunun 1/3’lük giriş kısmı gerilim sırasında penisi kavrayıcı bir şekilde daralır. Orgazmik manşet dediğimiz, adaleler orgazm kasılmasına geçişe hazırdırlar. Bu salgılar aygıtlarla yapılan ölçümler sonucu saptanmıştır.

Bu gerilim safhası doyuma ulaşabilmek için çok önemlidir. Eğer gerilim süresi ve niteliği kadının gereksinmesine uygun değilse kadın orgazma ulaşamaz. Daha önce de dediğim gibi; orgazm, öğrenilebilen bir reflekstir. Bu nedenle orgazma ulaşmak için kadının çaba göstermesi, kendini tutup kasmaması gerekir.

3. Doyum (Orgazm): Gerilimim sonunda, kadın denetleyemediği ve denetlemek istemediği gerilimin kendini aştığını hisseder. Orgazmın tarifi çok zordur. Genelde kadının leğen boşluğu ve derinlerinde dölyolunun orgazm manşeti denilen bölümünde birbirini takip eden kasılmalarla kendini belli eder. Sanki bir silkinme nöbeti gibidir. Orta dereceli bir orgazmda kadın 3 – 5, kuvvetli bir orgazmda 8 – 12 kere kasılma hisseder. Başta karın bölgesi kasları olmak üzere, hepsi kasılır. Makat çevresi adalelerinde de şiddetli kasılmalar olur. Bu kasılmalarda beyinden salgılanan oksitosin (oxytocin) ve prolaktin hormonunun etkisi olduğu son yıllarda ortaya konmuştur. Kadında orgazma ulaşmaya, Türkçe’de gelme denir. Bu “gelme” erkekteki boşalmaya uyar. Fakat her kadın ve erkeğin her cinsel birleşmede aynı zamanda orgazma ulaşması mümkün değildir.

Kadının “gelmesi ”si sırasında kadından da bir sıvı (ejakulat) gelir. Bu 0 – 250 ml arasındadır. Fakat pek çok kadın bunun farkında değildir. Ancak bu sıvı çok miktarda salgılandığında dikkat çeker. Kadından gelen sıvı (ejakulatı) idrar yolu deliğinin her iki yanındaki iki ufak skene bezi adı verilen salgı bezinden kaynaklanır.

4. Gevşeme: Cinsel dürtü ve doyuma ulaştıktan sonra yapılmış istatistik elimizde pek çok veri var. Ülkemizde Söz Gazetesi’nin yaptığı bir araştırmanın verilerini sunuyorum. Bu verilerin tümüyle Türkiye’deki yaşamı yansıttığına inanmıyorum. Gelen mektuplardan, hasta ve çevresindeki aynı sorunu olan, orgazm olamayan kadınların yakınmaları değerlendirildiğinde bu cinsel sorunun daha büyük boyutlarda olduğu izlenimi doğuyor. Ankete katılan kadınların profili şöyle: yüzde 33’ü 22 – 25 yaş arası, yüzde 32’si 26 – 30 yaş arası, yüzde 14’ü 31-35 yaş arası, geri kalan grup ise 35 yaşın üstünde. Eğitim durumları da şöyle: yüzde 49’u üniversite mezunu, yüzde 32’si lise mezunu, yüzde 12’si üniversite üstü eğitim görmüş, yüzde 7’si ise ortaokul mezunu. Anketimize katılan kadınların tümü çalışıyor, yüzde 51’i bekar, yüzde 34’ü evli ve yüzde 15’i ise dul.

“Orgazm oluyor musunuz?” sorusunu, kadınların yüzde 48’i “Evet, çoğunlukla”, yüzde 38’ i “Evet, bazen” diye yanıtlıyor. Kadınların yüzde 3’ü hiç orgazm olmadığını söylerken, yüzde 14’ü bu soruyu yanıtsız bırakıyor. “Orgazm taklidi yaptınız mı?” sorusunu “Hayır, yapmadım” diye yanıtlayanlar çoğunlukta. Kadınların, yüzde 29’u ise orgazm taklidi yapıyor. Yüzde 67 oranında kadın vajinal ve klitoral orgazmın ayrı doyum yolları olduğunu savunuyor. Kadınların yüzde 12’si soruyu yanıtlamıyor. Vajinal birleşmeden kadınların yüzde 59’ u fizikler, yüzde 32’ si psikolojik zevk aldığını açıklıyor, geri kalanlar soruya yanıt vermiyor.
Kadınların yüzde 39’u klitorisin uyarılmasıyla, yüzde 20’si ise birleşme sırasında doyuma ulaşıyor. Yüzde 13’ü oral, yüzde 8’i anal seksle orgazm oluyor. Kadınların yüzde 54’ü oral, yüzde 30’u da anal seks yaptığını söylüyor. Oral seksi zevk alarak yapan kadın oranı yüzde 87. Kadınlardan yüzde 56’ sı isteyerek, yüzde 19’ u da istemeyerek anal seks yaptıklarını belirtiyorlar. Kadınlar cinsel ilişki sırasında eşlerinden nasıl davranışlar bekliyorlar? Yüzde 34’ü erkeklerle yumuşak, sevecen ve yavaş sevişmek yanlısı. Erkeğin sert olmasını isteyen kadın sayısı ise oldukça düşük. 100 kadından sadece 9’u sertliği tercih ederken, kadınlar hızlı sevişmelerden hoşlanmadıklarını da söylüyorlar.

Orgazm Sorunları
Geçmişe baktığımızda eski firavunlar devrinde antik çağın ünlü hekimi Hipokrat’ın yazdıklarında, Uzakdoğu, Hint, Çin kültüründe, bin yıl önce yaşamış ünlü Türk hekimi İbn- I Sina’nın yazılarında ve orgazm bozukluklarıyla ilgili pek çok bilgiye rastlayabiliyoruz.

Orgazm, özellikle kadının orgazmı, Masters ve Johnson’un St. Louis’de 1960’lı yıllarda yaptıkları cinsel fizyoloji araştırmaları sonuçlarının detaylı biçimde basına ve geniş halk kitlelerine yansımasından sonra, kadının orgazmı önem kazanmıştır. Her kadının her cinsel birleşmede orgazma ulaşabiliyor muyum, ulaşamıyor muyum çabasına girmiş, ulaşamayanlar uzun tedirginlik devresi yaşamışlardır. Istatistliklerden bilindiği gibi her cinsel birleşmede orgazma ulaşabilen kadınların sayısı azınlıktadır.

Kadında orgazm olamama hali veya diğer bir deyimle orgazm sorunu veya orgazm güçlüğünün, cinsel soğukluktan (firijide) farklı durumlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Cinsel soğuklukta kadının cinsel güdüsü yok gibidir. Cinsellikle ilgili davranışları itici bulur.

Orgazm güçlüğündeyse, cinsel istek vardır ve bunlar cinsel olarak uyarılırlar. Cinsel uyarılardan heyecan duyarlar, esasen yeterli uyarıldıkları halde, doruk noktaya varmakta güçlük çekerler. Orgazmın, kesin bir tanımını yapmak oldukça güçtür.

Cinsel birleşme öncesinde, eşi ne kadar uyarırsa uyarsın, kadının ne kadar doyumlu bir orgazma ulaşacağı hiçbir zaman önceden kestirilemez.

Orgazm olamayan kadınların genelde cinsel yaşama önem vermediklerini veya cinselliği kirli, pis ve adi olarak değerlendirdiklerini görüyoruz. Ayrıca orgazm olamayan kadınların eşleriyle aralarındaki duygusal bağın yeterli düzeyde olmadığı istatistlik verilerine göre ortaya çıkar.

Daha önce de belirttiğim gibi, orgazm dışkılama, idrar yapma gibi öğrenilebilen bir reflekstir. Herhangi bir nedenle orgazm olamayan kadın, orgazm olabilmek için cinselliğe bakış açısını değiştirmelidir. Cinselliği yaşayabilecek gücü, isteği oluşturmalıdır.

Kadınlar klitoristeki (bızır) sinir uçlarının uyarılma odakları açısından çok yetkindir. Ama eşleri ne kadar bilgili de olsa, onları teorik olarak yeterince uyarsa da, eğer kadın kendini serbest bırakıp, cinselliğini yaşamak için koyvermiyorsa orgazma ulaşamıyacaktır.

Geçmişde istatistlik verileri değerlendirmek için klitoris orgazmı veya vajinal orgazmı diye bir takım sınıflandırmalar yapılmıştır. Bu tür sınıflandırmaların özellikle tedavi yönünden yanlış olduğu artık bütün tıbbi oteriteler tarafından kabul edilir. Klinik deneyimlerime göre, ben de bu tür sınıflandırmaların, kadının aklını daha çok karıştıracağı inancındayım.

Orgazmın öğrenilebilen bir refleks olduğunu belirttim. Bu çok önemli refleksin sınırlarını tam olarak belirleyemiyoruz. Bazı kadınlar, penis dölyoluna girdikten kısa bir süre sonra orgazm olabiliyorlar. Bazı kadınlar ise tedavi görmezlerse, kendi başlarına orgazma ulaşamıyorlar. Birleşik Amerika’ da yapılan bir araştırmaya göre kadınların yüzde 8’i hiç orgazm olamamış. Kinsey’e göre araştırma grubundaki kadınların 20 yaş civarındakilerin yüzde 50’si, 35 yaşındaki kadınların yüzde 10’u hiç orgazm olamamış. Evli kadınlar arasında yapılan bir araştırmaya ve Gebhart’ ın verilerine göre yüzde 16’sı hiç orgazm olamıyormuş.
Kadının orgazm olamama haline anorgazmi adı verilir.Klinik deneyimlerine göre, kadının orgazm olamamasında en önemli etkenler cinselliği aşağılayan bir çevrede yetişmiş olmak, eşle olan iletişim bozukluğu ve cinsel teknikte bilgi eksikliğidir. Orgazm bozuklukları Bancrof’ ta göre yüzde 18’ dir.

Orgazm olamama veya orgazm güçlüğü bügün artık tıbbi seksolojinin tedavide yardımcı olabileceği bir konudur. Uzun yıllardan beri bu tür hastalıklar başarıyla tedavi edilir.

Cinsel Sorunların Tedavisi
Modern tıbbın yaygın olduğu gelişmiş ülkelerde koruyucu hekimliğe önem verilir. Örneğin; kadınların her 6 ayda bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Hekimine gitmesi, kanser erken teşhis muayenesi yaptırması, erkeklerin 50 yaşından sonra yılda bir kere prostat muayenesi yaptırması önerilir. Ayrıca herhangi bir hastalık çıktığında veya ufak şikayetlerde bile hemen ilgili hekime gitmesi, insanlara öğretilerek hangi hastalık olursa olsun erken dönemde saptanması ve tedavisi yönünde çaba sarfedilir.

Böyle sağlığına önem veren toplumlarda insanlar cinsel sorunları olduğunda da uzmanlaşmış hekimlere çekinmeden başvururlar.

Kimler cinsel sorunların tedavisinde faydalı olabilir? Dünya seksoloji kurumunun ve tıbbi seksolojide öncülük etmiş ülkelerdeki kurumlar ‘‘tedavi’’ sözcüğüne önem ve değer verirler. Bir hastalığın tedavisini yapabilen ancak hekimdir.
Maalesef ülkemizde, yeni bir mileniuma girdiğimiz halde insanlar hala üfürükçülere, etrafları tarafından kendilerine ‘‘hoca’’ dedirten yeteneksiz ve ayrıca diplomasız insanlara giderek şifa arıyorlar. Insanların birçoğu ne yazık ki bu eğitim düzeyindedir. Gazetelerden, televizyon haberlerinden cinsel sorunları olan kişilerin hala bu tür üfürükçülere başvurduklarını izliyoruz.

Cinsel sorunların başında fonsiyonel (işlevsel) cinsel bozuklukları gelir. Bunların başında, kadın ve erkekte görülen cinsel istek azlığı, kadında görülen orgazm olamama ve vajinizm, erkekte görülen erken boşalma gelir. Bu hastalıkları kim tedavi edebilir? Şüphesiz bu hastalıkları hekim, yani bir doktor tedavi eder. Bu hekimin nitelikleri ne olmalıdır? Cinsel sorunların tedavisinde hekimin tecrübe ve bilgisi çok önemlidir. 25 yıldır bu alanda ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak yaptığım çalışmalarıma ve dünyanın çeşitli ülkelerinde tıbbi seksoloji alanında çalışan meslekdaşlarımın tecrübelerinden edindiğim bilgilere dayanarak şunu söyleyebilirim; sadece 6 yıllık tıp eğitimiyle hekim olmak bile böyle bir tedaviye girişebilmek için yetmez. Tıbbi seksolojide insanlara faydalı olabilmek için 6 yıllık tıp eğitiminden sonra en az 4 – 5 yıl Kadın Hastalıkları ve Doğum veya Üroloji veya Psikiyatri dallarında eğitim alarak uzmanlık belgesi almalı. Bir hekim ancak bu dallarda tecrübe kazandıktan sonra tıbbi seksoloji dalına yönelip, bu konularda eğitimden sonra, cinsel sorunların tedavisinde söz sahibi ve hastaya faydalı olabilir.

Cinsel eğitimle ilgili bilgiler verdiğim bu kitabımda, tedavi edecek hekimin niteliklerinin ne olması gerektiğinin altını önemle çizmek isterim. Hekim olmayan ve yukarıdaki sıraladığım uzmanlık dallarında tecrübe kazanmamış kimselere başvurmayınız. Tedavi hekimin işidir. Hekim olmayan tedaviyi, hastayı bilmez. Çok hassas bir konu olan tıbbi seksoloji gerçekten çok tıbbi tecrübe, bilgi ve etik isteyen bir konudur.

Cinsel sorunları nedeniyle tedaviye alınan eşlerin her ikisi de tedaviye istekli ve açık sözlü olmalıdır ve gerçekleri anlatmalıdır. Ayrıca eşler birbirine sevgiyle bağlı olmalı, aralarında kişisel veya şahsiyet uyuşmazlığı olmamalıdır. Çünkü eşlerden biri, evlilik dışında cinsel ilişkide bulunduğu biri daha olursa, o zaman eşinin sorununun çözülmesine yardımcı olamaz. Çünkü çeşitli tedavi yöntemlerine göre yöntemin gerektirdiği ev ödevi ve alıştırmaları yapmaktan kaçınacak, yapıcı bir çaba göstermeye belki de pek gönüllü olmayacaktır. Her tedavicinin yöntemlere göre hastadan istediği bazı değişik kriterler olabilir. Eşler tedaviye geldiğinde aralarında normal bir eş dinamiği, normal bir iletişim olmalı, eşlerden biri baskı kurmuş olmamalıdır. Tedavi sırasında eşlerden birinde ruhsal bozukluklar veya şeker hastalığı gibi iç hastalıkları cinsel sorunun oluşmasında neden olarak çıkıyorsa, cinsel tedaviye başlamadan önce o sorun konunun uzmanı tarafından tedavi edilmelidir. Cinsel sorunların tedavisi çeşitli yöntemlerle yapılır. En yaygın olarak kullanılan yöntemler Masters ve Johnson, Kaplan, Hartman ve Fithian’ın aşağı yukarı 30 – 40 yıldır uyguladıkları yöntemlerdir. Son yıllarda özellikle Avrupa’da ve Amerika’da bazı Uzak Doğu yöntemlerine de -örneğin Tantra gibi- yer verilmeye başlanmıştır. Bu araştırmacıların geliştirdikleri cinsel tedavi yöntemleri “fonksiyonel cinsel sorunlar” adını verdiğimiz sorunların tedavisinde uygulanır. Burada açıkladığımızdan anlaşılacağı gibi cinsel tedavi, normal cinsel kimliği olan, fakat cinsel fonksiyonunda herhangi bir nedenle bozukluk görülen kimseye yapılan tedavidir. Diğer bir deyimle “normal” insanlarda görülen cinsel sorunlara yapılan bir tedavidir.

Insanlarda daha birçok çeşitli cinsel sorunlar görülebilir. Böyle durumlarda hastaya cinsel danışmanlıkla fayda sağlanır. Örneğin yeni bir cinsel kimlik arayışı içinde olan lezbiyen kadın, bu tür bir cinsel sorun danışmanlığıyla fayda sağlayabilir. Ancak değişik cinsel sapmaları olan kimseler bu kimlikleriyle yaşamayı genelde tercih ettiklerinden, tedavi için hekime başvurmazlar.

Cinsel sorunların tedavisi hem Masters ve Johnson, hem de Hartman ve Fithian yöntemlerine göre 10 – 12 seansı kapsar. Her iki tedavici grubu biri St. Louis’de diğeri California’da çiftleri tedaviye almadan önce, ön şart olarak kendi ortamlarından 15 gün için çıkarak, tedavi merkezi yakınındaki bir apartmana veya otele yerleşmesini istiyor. Böylece çiftler kendilerini sorunları yaşadığı ortamın dışında yeni bir ortamda buluyor. Cinsel tedavinin başarısında en önemli etkenlerden biri, eşlerin ev ödevlerini gerektiği şekilde ve sıklıkta yapmasıdır. Çiftin gayret göstermesi şarttır. Tedavi sırasında hekim hiç bir zaman yargılayıcı olmamalıdır. Yani sen haklısın, sen haksızsın diye bir yargı belirtmemelidir. Eşler, sorunu birbirini suçlamadan ortadan kaldırmayı öğrenmeliler. Bu tedavi sırasında eşlerin rahat ve huzurlu bir ortamda olmalarına çalışılır. Bunun için gebe kalma korkusunu ortadan kaldırmak için, öncelikle güvenli bir gebeliği önleyici yöntem kullanmaları önerilir. Her iki eş ayrı ayrı dinlenir. Daha sonraki oturumda her iki eş ve hekim bir nevi yuvarlak masa toplantısı adı verilen bir toplantı yapar. Burada eşlerden alınan bilgilere göre yanlış bilgiler ve davranışlar tartışılır.
Bundan sonra çifte birleşme veya cinsel birleşmeye teşebbüs yasaklanır ve eşlere evlerinde özel olarak uygulayacakları ev ödevi veya cinsel alıştırmalar tarif edilir. Burada her sorunun tedavi programı, yani ev ödevi ayrılıklar gösterir. Bu ev ödevlerinin amacı her iki eş arasında yavaş yavaş bedensel ve ruhsal ilişkiyi geliştirir. Genel olarak ilk ev ödevlerinde cinsel organlar ve göğüsler dışındaki bölgelere dokunmalarına izin verilir. Daha sonra çiftin ve sorunun durumuna göre bu kısıtlamalar yavaş yavaş kaldırılarak, sorunu çözebilecek doyumlu bir cinsel beraberliğe ulaşmaları sağlanır.

Orgazm ve GerçeklerTeoride herkes orgazm yaşayabilir, ama herkes yaşamıyor.

Orgazm kişiden kişiye değişebilir, herkes aynı tarzda orgazm yaşamayabilir. Bazı kadınlarda orgazm yaşamak için klitorisin uyarılması gerekir, bazılarında ise buna gerek yoktur.

Orgazm için seksin en önemli parçası diyemeyiz ama seksin önemli bir parçası olarak kabul edebiliriz. Her cinsel ilişkinin orgazm ile sonuçlanması gerekmez.

Genç kadınların orgazma ulaşmaları zor olur fakat yaş ilerledikce ve cinsel deneyimleri arttıkça orgazma ulaşmak daha kolaylaşır. Penisin vajinanın içine girmesi bir erkeğin orgazma ulaşması için yeterli olabilir, ama bu bir kadın için çoğu zaman yeterli değildir.

En kolay şekilde orgazma ulaşabilmek için eşlerin rahat ve sakin olmaları , birbirlerini tahrik etmeleri uyarmaları gerekmektedir.

Orgazm yaşayamamak çoğunlukla cinsel sorunlardan kaynaklanır, bu duruma kadınlarda daha çok rastlanır. Araştırmalar 10 kadından birinin hiç orgazm yaşamadığını göstermektedir.

Orgazm nedir?Seks esnasında, erkeğin penisindeki adeleler ile kadının cinsel organları uyarılır ve gerginleşir. Bu gerilim cinsel ilişkinin en yüksek noktasına geldiğinde, eşlerin her ikiside çok yoğun bir zevk hissederler -bu fiziksel ve ruhsal bir zevktir-. Eşlerin yaşadığı bu duruma orgazm veya en heyecanlı noktaya ulaşmak denilir. Genellikle erkek bu noktaya ulaştığında boşalır.

Ergenlik döneminden sonra, erkekler ve kadınlar rüyalarında orgazm yaşıyabilirler, buna uykuda boşalma denilir. İleri yaşlarda orgazm masturbasyon veya cinsel ilişki yoluyla yaşanır.

Cinsellikte Orgazmın Yeri
Bazı insanlar gençlik yıllarından itibaren cinsellikten söz etmekten bile kaçınırlar. Cinselliği içeren konulardan rahatsızlık duyarlar, dolayısıyla mastürbasyon yapmak onlar için son derece itici, hatta kaygı vericidir. Kimileriyse cinsellikle ilgili duygularını bastırmayı tercih ederken kimileri cinselliğin zevk vermekten çok uzak bir şey olduğunu düşünür. Bir grup da cinsel performanslarının yeterince iyi olmadığını düşünür ki bu orgazm problemlerine yol açar. Bir de geçmişte yaşanılan cinsellikle ilgili problemlerini yenmelerine rağmen seks sırasında sadece orgazma odaklananlar vardır. Aslında orgazmın takıntıya dönüştürülmesi sorunun kendisini oluşturur. Partneri memnun etme çabasının da takıntıya dönüştürülmesi sorunların artmasına yol açar.

Birçok erkek kadınların ilişki sırasında birkaç kez orgazma ulaştığını ya da ulaşması gerektiğini düşünür. Oysa sanılanın aksine kadınlar ilişkiden orgazma ulaşmadan da zevk alabilirler. Kadınların orgazma ulaşamamasının sebebi partneri tarafından ilişki öncesinde uyarılmaması ya da yeterli düzeyde ön sevişme olmamasına bağlı olabilir. Bunun bir başka sebebi de çiftler arasındaki diyalog eksikliğidir. Orgazmla ilgili sorunun çözülmesi için çiftlerin birbirlerinin nelerden zevk aldığını keşfetmeleri, değişik pozisyonlar deneyerek rutin cinsel yaşamlarını renklendirmeleri gerekmektedir

Önemli olan orgazmı cinselliğin en önemli amacı olarak görmekten vazgeçip ön sevişme, uyarılma, cinsel tecrübe, zevk ve çiftlerin birbirlerinin bedenlerini daha yakından tanımaları gibi şeyleri gözardı etmemektir. Yani cinselliği bu saydıklarımızın bir bütünü olarak görmek gerekmektedir. Bunun dışında cinsel partnerinizi yakından tanımanız gerekmektedir. Gıdıklanmak kimi kadınları uyarırken kimisi bundan hiç hoşlanmayabilir. Ayrıca iki tarafın da ilişki için hazır olması gerekmektedir, partnerinizi zorlamak sorunlara yol açabilir. Ilişkiden önce ya da ilişki sırasında klitorisin uyarılmasıyla eşiniz orgazma hazır hale gelebilir.

Son bir tavsiye olarak da aynı anda orgazma ulaşmayı beklemektense partnerinizi orgazm sırasında izleyin. Bırakın size yaşadıklarını anlatsın…

Orgazm Bozuklukları

Orgazm evresinde ortaya çıkan sorunlar,erkekte erken veya geç boşalma veya boşalmanın olmamasıdır. Kadınlarda ise orgazm güçlüklerinden söz edebiliriz. Kadınlarda orgazm sorunları kadının orgazm olma kapasitesi kadar erkeğin deneyimine de bağlıdır. Yine orgazm güçlükleri,uyarılamamaya bağlı olabileceği gibi uyarılma iyi olsa da orgazmın ertelenmesine bağlıdır. Orgazmın kitlendiği gruptaki kadınlar, sevişmeyi başlatabilirler, uyarılabilirler, sevişme ve cinsel birleşmeden zevk alabilirler, fakat cinsel uyarmanın bir yerinde takılıp kalırlar. Kadın orgazmını tarif etmek kolay değildir; yaşayınca kolay tanınabilecek bir durumdur. Hapşırığa benzetilebilecek bir reflekstir. Orgazm, başlıca klitoral uyarılma ile başlar ve vajinal kasılmalara yol açar. Orgazm gereksinimi erkeklerde kadınlardan daha fazladır. Hastalık ve yorgunluk gibi durumlardan da kadınlar erkeklere oranla daha fazla etkilenir. Kadında cinsel birleşme ve orgazm olamama sık rastlanan bir durum olduğu için tedavi edilmesi gerekli durum olarak değerlendirilmez.

SAĞLIK SİTELERİNDEN DERLENMİŞTİR

Orgazm ve Orgazm Sorunları Konusuna Ait Etiketler

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.


Yukarı Çık